Hakem kötü, futbol kötü, iyi olan sadece ‘Donsuz Veli’…

Futbol antrenörleri görevlerine başlamadan önce, teknik adam olarak hakem kurallarının da iyi bilmeleri ve hakem pisokoljisini de iyi anlamaları için üç maç 1 orta 2 de yan karşılaşmasına çıkarılırdı. Halen devam ediyor mu bu uygulama bilmiyorum. Futbol oynadığım dönem de bu uygulama böyleydi. İyi maç yönettiğimi ve çaldığım düdüklerin kararlılığı izleme komitesini etkiledi ve beni teknik direktör olarak görevime başlamadan önce birkaç ay hakem olarak camia da görev almam istendi. Sınavlara girdim, koştum, yazılı sınavlarda başarılı oldum ve hakemliğe başladım. Çok da iyi gidiyordum ve umut vaat ettiğimi söyleyenler elimi bırakmıyor sürekli benim hakem olarak kalmam için ısrar ediyorlardı. Taa ki gazozuna denilecek bir lig maçında emin olduğum bir karar ve çaldığım düdük sonrasında tribünden yükselen o sese kadar

-Sen de karaları giydin Karga Oldun. Mezarda ki babanın kemiklerini sızlattın….

İşte bu küfür gibi gelen sesleniş sonrası karşılaşma biter bitmez soyunma odasına gittim ve en son Bursa’dan özel sipariş ettirdiğim cam boru bayrağımı, avrupadan getirttiğim düdüğümü, formamı, şortumu ve çantamı soyunma odasında bıraktım ve arkama bakmadan çıktım.

Sonrasında esas işimiz olan teknik direktörlüğe ve futbol adamlığı işimize baktık.

Futbolun A’sın Z’sine kadar her kademesinde bulunmuş biri olarak Ligin ilk maçı Osmanlıspor maçını izlemek için tribünde ki yerimi aldım. O muhteşem mabedimize her adım atışım da sanki maçı üç golle aldığımızın ifadesi güneş gibi doğuyor içimde.

Ancak tribünleri görünce bir ümitsizlik, bir boşluk, bir durağanlık hakim oldu. Tezahüratlar sanki isteksiz, verilen mesajlar etkisiz, sloganlar yetersiz. Öyle ki bu gün ülkemizin içinde bulunduğu durum nedeniyle büyük bir sağ duyu örneği gösterilerek yan yana geldiğini gördüğümüz siyasetçilerimize karşılık tribünde hep birlikte ortak ses verme gibi bir araya gelip güç birliği yapma beceriksizliğimiz tavan yaptığını gördüm.

Veli Dündar Yavuz tabiricaizse (Donsuz Veli) Futbolcu Lakabıyla anılır ve yaşar. Maç öncesi kendisine Antalyaspor’un 50.Yılı kutlamaları çerçevesinde onur plaketi verildi. Anonslar yapıldı, plaketler verildi. Tribünden ne hissettiğini çok iyi görebiliyordum. Bıraksanız 400 metreyi o yaşında koşacaktı. Fotoğraf çekimi için bıraktılar 50-60 metre plaketini hava kaldırarak koştu ancak tadını alamadı. O çok sevdiği çimlerin ve zeminin üzerinde 1 tur bile atmasına izin verilmedi. Belki izin bu kadardı. Ancak gönül isterdi ki o değişen ışıklı reklam panoların da Veli Dündar Yavuz’un adı ile anılan anlamlı bir söz keşke yazılsaydı. Keşke taraftarımıza önceden bu onur ödülü verileceği için Veli Dündar Yavuz’a özel bir tezahürat yapılması için ricada bulunulmuş olsaydı ?

Düşünün Turgay Şeren, İstanbul da Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve diğer İstanbul takımlarından bir emektara onur ödülü verilecek. O stadın nasıl tezahürat ile yeri göğü inletilebileceğini düşünebiliyor musunuz ? Ama olmadı. Hatta tam o sırada ısınma hareketi biten futbolcular bu asırlık emektarın yanından süratle soyunma odasına geçti ve ne olduğu,. Kim olduğu, kime ne verilip verilmediğine bakmadı ilgilenmedi bile?

Antalyaspor Yönetim Kurulu üyesi Emin Altuner Ağabey’in bu organizasyonlar ile özlenen  kucaklaşmaları sıkça projelendireceğinden şüphemiz yoktur. Ancak tribünden bakıldığında eksikler, keşke olsaydı dediklerimiz bu onur ödülü takdiminde oldukça çoktu. Bundan sonra atılacak adımlarda daha profesyonelce Süper Lig takımına yakışır bir sunum ile bu onurluklar sahiplerine teslim edilebilir.

Gelelim Maça…

Az önce yazdığım ifadelerimin başında belirttiğim gibi futbolun A’ sından Z’ sine kadar içinde bulunmuş biri olarak hakem soyunma odasında ki Memorandum’da sert kararlılık ve taviz verilmemezlik kuralı konuşulur. Hele hele kimi düdük çalacak hakem arkadaşlarım şöyle söylerdi karşılaşma öncesi

-Aslanım kafadan basacaksın sarı kartı bak ondan sonra futbolcu kuzu gibi maç oynamıyor mu ?

İşte bu maçın orta hakemi Alper Ulusoy da tam da bu kafada maça çıktığına şahit olduk. Maçın başından sonuna kadar başlayan hatalar zinciri kartlara, ihraçlara kadar götürdü durumu. Oysa bize büyüklerimiz şöyle derdi

-Hakemin bir elinde kadife eldiven diğerinde demir eldiven vardır.

Ancak biz Osmanlıspor maçını yöneten Alper Ulusoy’un iki elinde de DEMİR Eldivenle maçı yönettiğine şahit olduk. Takımımıza gelirsek planlı ve programlı gol bölgelerine iniş oldukça zayıf. Tesadüflere kalan bir gol pozisyonları ile kale sahasına inilebiliyor. Formun ilerleyen haftalarda yakalanacağına inanıyorum. Ancak Osmanlıspor maçında bitkin bir takım vardı. Hızlı ve çabuk futbol oynanmadı. Teknik Direktör Morais’e ya çok yüz verilmiş, ya da hoca Avrupadan geldiğini unutmuş bizim düzene uymuş. Kulüp Başkanlığı görevine dört elle sarılan Ali Şafak Öztürk her konuda ağırlığını takım üzerinde hissettirmeli. Aksi takdirde ciddiyetten uzaklaşan ve bu disiplinsizler ile puanlar kaybeden bir Antalyaspor görmek söz konusu olacaktır. Eto’o yu hiç konuşmuyorum. Sadece içimi acıtan Cumhurbaşkanı ile tokalaştırılmış ve yan yana getirilmiş böylesine yüksek bir değer biçilen futbolcu maalesef alingirli dalingirli düşünceler içerisinde. Şimdiden söyleyeyim Eto’o dan bize artık fayda gelmez. Kafa başka yerlere, şeylere çalışıyor.


Okan Dilek / İleri

  1. taraftar0766

    ben katılmıyorum.eto suz 10kisi kalmıs formu cok ıyı osmanlıspor a karsı bence güzel oyun

  2. 07ANT07

    Okan ileri kardeş bizim paf maçını izlemiş galiba 10 kişi daha ne yapsın bu takım hakeme ve rakibe karşı

  3. Barış Arıcı

    eto o bu hafta çıkıp en az 2 gol atarsa da mı bize fayda gelmez diyeceksiniz.

  4. Oğuz

    Ulusal medyaya da bakmak lazım.. Osmanlı maçında bizzat canlı stattan izlediğim Antalya ile üstteki yazıda anlatılanlar arasında çok fark var.
    Ben futboldan anlamıyorum galiba..

  5. naceset

    Eğer Zeki’nin şutu girse ve maçı kazansaydık bu yazıyı yazan adam harikayız diye yazardı. Skor yazarı adamlara futbol yazdırmasınlar.

Yorum Gönder

*